21 Mayıs 2015 Perşembe

Düşünüyorum... Bir kelimeye odaklanmalıyım: “merhamet.” Gözümü kapatıyorum, loş bir ara sokaktayım, iki yanımda binaların arka duvarları, gri bir yığın, yükseliyor. Işıltılı cephelerin döküntü gerçekleri. Neden merhamet kelimesini düşününce kendimi burada buldum?

Kimse burada olduğumu bilmiyor, tabi bilemezler; kafamın içindeyim. Merhamet yalnız olabilmek mi? Merhamet görmek, yalnız kalabilmek mi? Merhamet gösterebilmek, insanları yalnız bırakabilmek mi?

Gerçekleri görmek mi? Gerçekleri göstermek mi? Süslü yalanlarla onları kandırmamak, yalan olmaktansa yalın olmak mı? Yoksa bu dünyanın gerçeği mi? “Uğruna öldürdüğünüz dünya budur arkadaşlar, bir durun Allah aşkına!” diyerek onları uyandırmak mı?

Merhamet... affa ihtiyacı olanları affedebilmek mi? Affa ihtiyacı olmayan masumları koruyabilmek mi? Affa ihtiyacı olduğunun farkında olmayanları ne yapmaktır merhamet?

Paylaşmak mı, hissetmek, “empati kurmak” ya da anlayış göstermek?

Anlayış, af, empati, paylaşım, dürüstlük... yukardan bakmak demek. Daha üstün olan affeder, “büyüklük” onda kalır. Daha bilge olan anlayış gösterir. Daha çok bilen empati kurar. Daha insan olan hisseder. Daha kuvvetli olan dürüst olmayı seçme hakkını elinde bulundurur. O halde...

Merhamet... olduğu gibi kabul etmek olmalı. Başkasına merhamet gösterirkenki çıkış noktası kendi kusurluluğu olmalı insanın. Başkalarını kendiyle aynı noktada görmek için, kendinin de başkaları kadar olduğunu görmeli. Eşit oksijen hakkı, eşit doyma, eşit giyinme hakkı, eşit sevme sevilme hakkı, eşit yaşama hakkı.

Merhamet, varlık düzlemimizi idrak etmek demek.

Önümüzdeki aylarda -şimdiye kadar olduğu gibi- merhametimiz sınanmaya devam edecek. Mursi ile, seçim ile, Ramazan’ın gelmesi ile muhtemelliği artan İsrail saldırıları ile, dünyanın öteki ucunda oruç tutması yasak olan kardeşlerimiz ile, Suriye’den gelmeye devam eden ve yol kenarlarımızda mendil satan kardeşlerimiz ile, ile ile ile ile ile......

Daha baştan şu merhamet işini yanlış anladığımız için, ışıktaki entarili esmer arkadaşa iki tl verdiğimizde kendimizi merhametli sanacağız yine. Eskilerimizi ihtiyaçlılara götürsün diye bu işle az çok ilgilenen komşumuza verince de keza.

Merhamet... Merhamet... Kendini ıssız loş bir arka sokakta bulmaktır. Süslü dünyanın gerçek yanını görmek ve tevazu sahibi olmak, yalnızlığını anlamak, herkes kadar ayrıcalıklı olduğunu farketmektir. Yaratılmış bir insan olunca, merhametin de cürmün kadar olur. O da zaten ne kadarcıktır...

Selametle...  


  

2 yorum:

  1. Kendime merhamet edesim var.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi... Kendimize merhamet etmek, yaratıldığımız şekilde gücümüzün azlığını idrak edip kendimize boyumuzdan büyük roller biçmemek, huzura erebilmek için teslim olmak, kendimizi olduğumuz gibi kabul etmek... Belki bu yüzden isyan edip, inkâr edip kendine bir yücelik ithaf edenlere Kur'an'da "kendilerine zulmedenler" deniyor. Kendine merhamet etmekle başlıyor iş. Ne kadar güzel söylemişsiniz.

      Sil