16 Ağustos 2013 Cuma


Merhaba,

Duyarlılığını kaybetmeyenlere...

Ramazan gelip geçti. Hevesle bekledik o kadar... Maneviyata, dünyanın karmaşasından kaçıp sığınabileceğimiz bir ruhani vahaya duyduğumuz ihtiyaç Ramazan’ı geri giden ayaklarla uğurlamamıza sebep oldu. İnşallah değerlendirebilmek nasip olmuştur.

Bu Ramazan’da bir çok üzücü hadise oldu içeride dışarıda. Dualarımız kardeşlerimizle her zaman. Onlar da selamete çıkacak inşallah zira salih niyetlerin ve bir şeyi yürekten istemenin önünde engel bırakmaz Allah. Böyle bir hikayemiz var bu ay anlatmak istediğimiz. Bu küçük, münferit hikaye samimiyetle, ümit kesmeden, yılmadan hedefe doğru koşma hikayesi. Hepimize ders olsun.   




Ayşenur içinden neşe ve hayat fışkıran bir kızımız, çok da akıllı. Doğumsal bir problemden dolayı bazı konularda zorluklar yaşıyor, strese girmemesi gerekiyor, kendini yormaması gerekiyor. Birçok insanın kaçmak için bahane aradığı ders çalışma işi Ayşenur için bir zevk, ama özel şartları var. Normalde herhangi bir talebe Ayşenur’un özel bahanesini sınavlarını kazanamamak için hazır malzeme edebilir, kimse de bir şey diyemezdi. Ama Ayşenur için böyle bir şey söz konusu olamazdı, o kazanmak zorundaydı. İlk günden beri türlü zorlukları aşıp emin adımlarla, doktor nezaretinde, türlü türlü ilaçlar, alın teri ve bitmeyen bir emekle ilerlediği okul hayatında karşısına çıkan en büyük sınav, üniversite sınavıydı. Çalışabilir, yapabilirdi, ama işin bir de stres tarafı vardı, ve bu Ayşenur’u korkutuyordu...

Bu hassas noktaya yaklaşırken hepimizin çeşitli açılardan ders alması gereken bir tecrübe yaşıyor Ayşenur. Kendi ağzından dinleyelim:

“Şu an geldiğim noktadan 4 yıl öncesine bakınca ne kadar da imkansız geliyordu herşey. 4 yıl önce liseye yeni başladığım zamanlarda herşey daha öncesine göre çok güzeldi. Yeni bir okul yeni bir ortam, yeni arkadaşlıklar... tabi bunlar olurken aklımda aslında okumak yoktu. Bunun anlaşılması çok geç olmadı. Yarıyıl tatiline girmeye bir hafta kala sıkıntım başlamıştı. 4 ay boyunca yaptıklarımın karşılığını gösteren karneyi alma vakti gelmişti. İnsanların yüzüne bakabilecek durumum yoktu. Neden mi? Karnemde 15 ders 9 zayıf not vardı; 8 tane 1, 1 tane de 0. Böyle bir karne ve ailem... eveet geldi çattı karne günü. Uyanmayı hiç istemiyordum. Zorla kalktım, ayaklarım geri geri giderken bile karneyi almaya gittim. O berbat karneyle eve geldim. Ailedeki herkes “düzelir, ikinci dönem daha çok çalışırsın geçersin” gibi destek verdiler. Ve iki gün sonra pazar günü Bilal Amcamlar geldi. Dua ediyordum içimden karneyi sormasınlar diye. Ama konu açıldı... o berbat karneyi Bilal Amcama göstemeyi hiç istemiyordum, içimden karne konusu açilmasin diye dua ediyordum oysa. O karneyi Bilal Amcama gösteremezdim... gördü ama.. o an ölecek gibi hissettim kendimi. Ama Amcam karneye baktıktan sonra "benim Ayşe kızım bu zayıfları düzeltir sınıfı da geçer" dedi. Çok şaşırmıştım... bu aldığım destekle 9. sınıfta 2. dönem hiç zayıfım yoktu. Diğer senelerde de çalıştım ve sınıfımı geçtim... 10. sınıfın sonunda dersaneye yazıldım. Çalıştım, kendimi aşacak kadar çok çalıştım. Ve sonunda üniversiteyi kazandım. Hem de İstanbul’un saygın üniversitelerinden birini... Hayatımı başarısız ve ilerisini göremediğim bir yoldan çıkartıp aydınlık gelecek bulmama yardım eden herkese çok teşekkür ediyorum. Allah ailemden, özellikle derslere tutunmama yardım eden Bilal Amcam ve ailesinden razı olsun...









”

İşte böyle diyor Ayşenur. İkinci dönem Ayşenur’un süper karnesi ortaya çıktığında annesinin gözlerinin nasıl dolduğunu hatırlıyorum. Bu hem Ayşenur’un hem de onun samimiyetine ikinci bir şans veren herkesin eseriydi. Bundan sonrası Ayşenur için bir üst basamaktı ve aştığı bu eşik onu daha büyük başarılara götürdü. Hiçkimsenin yeterince geçerli bir bahanesi olmadığını gösterdi Ayşenur, arkasındaki destekçileri de zorlukların birlikte ve anlayışla nasıl aşıldığının ispatı oldu. Şimdi onu edebiyat fakültesinde yeni bir macera bekliyor...

Herkesin kendi sıkıntılarını aşması, hedeflerine hayırlısıyla ulaşması duasıyla,

Selametle kalın...

**************

Hatice Abla Köşesi

Çocuklarınıza meybuz hazırlayın; silikon meybuz kalıplarından alıp içine kendi yaptığınız çeşit çeşit meyve sularından doldurup dondurun, pratik ev yapımı doğal dondurmanız olsun. Afiyet olsun.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder