Elindekini
paylaştıkça sevinçlerin çoğalıp, acıların azalacağına inananlar ancak bu gamlı
dünyanın kahrını çekilebilir kılar. Bencilliğin kör kuyusunda debelenen
mutsuzlara inat, bir garibana can yoldaşı, biçareye umut olmanın huzuru okunur
bu nurlu yüzlerde. Şükür ki hala iyilikleri mayalayıp, başkalarına her dem
bayramı yaşatmaya talip olanlar var bu güzel topraklarda.
Oruç,
sabır, şükür ve ihsan ile geçirilen Ramazan ayının nihayetinde umutları
tazeleyen üç günlük bayrama kavuşulur. Memleketlere ve yöreye özgü adetlerle
renklilik gösterse de en büyük ortak payda olan bayram namazı coşkuyla kılınır.
Annesinin şefkatli telkinleriyle uyanıp hazırlanan erkek çocuklar, mahmur bir
şekilde babalarıyla beraber caminin yolunu tutarlar. İlk bayramlaşma kılınan
namazın bitiminde, cemaatin kendi arasında olur. Camiden dönen erkekler, evin
gelinleri kızları tarafından kapıda karşılanıp özenle kurulmuş sofraya buyur
edilir. Sevinçle oturulup şükürle kalkılan bu masada tüm akrabaya ve hatta
nasibi olan herkese yer vardır. Yapılan yemek duasının ardından çocukların
sabırsızlıkla beklediği o an gelir ve ailenin en büyüğü baş köşeye oturunca
bayramlaşma başlar. Taze kahve kokusu her yeri sararken, büyüklerin hayır
duasının yanı sıra şekerleri sol cebe, harçlıkları sağ cebe dolduran küçükler
soluğu sokakta alır. İçinde bulunduğu anın keyfiyle etrafta koşuşturan
minikler, bayramın en seyirlik manzarası oluverir.
Gelen
giden eş dost, hediyeler, tatlılar, şerbetler, ikramlar derken bitiveren bu üç
gün boyunca aslında muhabbet tazelenir, kırık dökük duygular varsa tamir
edilir. Cömertçe paylaşılan ilgi ve alaka, gölgede unutulup da üşümüş ruhları
çepeçevre sarıp bir nebze ısıtır. Yüreklerinden taşan sevda ile her gönüle
bayram olabilmeyi en büyük zevk edinenler ise, El-Vedud 'un müjdesine mazhar olurlar.
Kırıkların
tamir olduğu, üzüntülerin sevince döndüğü, maddi manevi bereket ile ikramlı,
ihsanlı, hayırlı bayramlar inşAllah...
Selametle
kalınız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder