Merhaba,
Bütün annelere...
İlk kundağın
Ben oldum, yavrum;
İlk oyuncağın
Ben oldum.
Acı nedir
Tatlı nedir... bilmezdin
Dilin damağın
Ben oldum.
Elinin ermediği
Dilinin dönmediği
Çağlarda, yavrum
Kolun kanadın
Ben oldum
Dilin dudağın
Ben oldum.
Belki kıskanırlar diye
Gördüklerini
Sakladım gözlerden
Gülücüklerini...
Tülün duvağın
Ben oldum!
Artık isterlerse adımı
Söylemesinler bana
'Onun Annesi' diyorlar...
Bu yeter sevgilim bu yeter bana!
Bir dediğini iki
Etmiyeyim diye öyle çırpındım ki
Ve seni öyle sevdim sana
O kadar ısındım ki
Usanmadım, yorulmadım, çekinmedim
Gün oldu kırdın...
İncinmedim;
İlk oyuncağın
Ben oldum.. Yavrum
Son oyuncağın
Ben oldum...
Layık değildim
Layık gördüler
Annen oldum yavrum
Annen oldum!
Delirtiyorlar
değil mi ah bu çocuklar... Hem birbirleriyle kavga ediyorlar hem sizinle. Hep
aynı şeyler, ne kadar sıkıcı oluyor bir süre sonra. Keşke biraz daha söz
dinleseler, “yavrum otur yerine dersini bitir” deyince derslerini yapsalar,
“bekliyoruz işte napalım bak ben de seninle beraber bekliyorum” diyince can
sıkıntıları bitiverse. Ama öyle dümdüz söylemekle olmuyor işte suyuna gitmek
gerekiyor çocukların. Tecrübelerimizden faydalanalım birbirimizin, dayanışmak
gerek malum:
Çocuklar
üç beş dakika geciken servisi bekleyemiyor mu? Neden yerlerinde durmaları için
ha bire uyaralım? Servisin geleceği istikamete doğru yürüyün, hem zinde
kalırsınız hem başağrısından kurtulursunuz. Hastanede randevunuz var ancak
çocuklar mızmızlanmaya mı başladılar? Sizi de ter mi bastı? Çalıştırın
kafanızı. Verin ellerine kalem kağıt size ambulans çizsinler, hastaları
saysınlar, hemşirenin kaç yaşında olduğunu tahmin etsinler. Olmadı ayak üstü
hasta-doktor oyunu başlatıverin. Havalimanındasınız, uçağınız üç saatlik rötar
yaptı. Sıkıntıdan patlayacak veletlerle uçakların motor gücünden, hızından, kokpit
kurallarından heyecanlı bahisler açın. Çocuklar erkekse konuyu mutlaka savaş
uçaklarına getireceklerdir. Kızsa hosteslerin zerafetine. Bu arada Galata
kulesinden uçmaya teşebbüs eden Hezarfen Ahmet Çelebiyi rahmetle anmadan
geçmeyin.
Kardeşler birbirine mi girdi? Beyhude
uğraşmayın hakem olmaya, ara yerde ziyan olursunuz mazaallah. Yaş
seviyeleri ve durumun vehametine göre Barış Mançodan “domates, biber, patlıcan”
dinletebilir yada çok sevdikleri bir yiyeceği “bakın elimde ne var, kim ister
bundan” cümlesiyle dikkatlerini başka bir alana kaydırabilirsiniz. İşe yaramadı
mı? Elinizde bebeklik patikleri “ayy bu minnacık patik senin ayaklarına oluyor
muydu, inanmam” gibisinden bir numarayla gündemi değiştirebilirsiniz.
Yağmur yağıyor, dışarısı çok
soğuk ve “hayat ne kadar sıkıcı” diyenler mi var? Şimdi içinizden “Be hey
nankör, yediğin önünde yemediğin arkanda, bu ne sıkıntısıymış böyle” demek mi
geliyor. Vazgeçin, bu bir işe yaramayacağı gibi meselenin büyüyüp herkesin
canının daha çok sıkılmasına yol açar. Haydi iş başına. Yığın önlerine
maydonoz, dereotu ayıklasınlar; varsa ceviz, fındıkla devam edin. Hem yesinler
hem iş görsünler. Susuz kalmış çiçekler, sofraya konacak tabaklar, makineye
yerleştirilecek bulaşıklar, katlanacak çamaşırlar var daha. Yoksa hala siz
mi çorapların çiftini buluyorsunuz. İşte bu olmadı...
Diyelim ki anlaşmaya göre
çocukların her gün otuz dakikalık 'teknoloji saati' var. Sürenin sonunda
itirazlar, isyanlar mı başladı? Kendini yerden yere atanlar yada tepinenler mi
var? “Haydi süre bitti gençler” demekten gına mı geldi? Her gün çekilir işkence
değil. Asabınız da bozulur, sinirden gözünüz de seğirir. Ama annelik sükûnettir
unutmayın ve derhal çözüme yoğunlaşın. Yeni anlaşmaya göre alarm kurulacak ve
sesi duyan bir kaç dakika içinde tableti en emin varlık olan anneye teslim
edecektir. Bir not düşelim; çocuklar evdeyken siz dışarı çıkacaksanız bazı şarj
aletlerini çaktırmadan çantanıza koyunuz.
Ödev
bitecek, akşam olmuş, yemek saati yatma saati birbirine girmiş, sizinki hâlâ
mızmızlanıyor değil mi? “Hadi artık bitir şunu” diye çırpınmak yerine azıcık
rol yapma kabiliyetinizi konuşturup sanki çok eğleniyormuş gibi tezahürat
yapmaya başlayın; her yazılan satırda, her çözülen problemde sevinçle
alkışlayın... en azından kavga etmemiş olursunuz!
Hasılı
kelam analık zor zenaat; ellerinize bırakılmış malzemeden bir usta titizliği ve
marifetiyle en güzelini ortaya çıkarabilmek gerek. Ziyan etmeden, hırpalamadan,
kırıp dökmeden yapabilmek ise zerafet ister, maharet ister ama en çok da sabır
ister. Bu sabır, kendini çocuklarına değil ancak hakka ve hakikate adamış
annelerin hulus-i kalb ile çektikleri Ya Halim,Ya Vedud, Ya Muheymin, Ya Gaviy,
Ya Mümin, Ya Selamlarla beslenecektir. Bir de anne Ya Şehid ismini işaret parmağıyla
evladının eline dokunarak yirmi bir defa okursa,çocuğun kendisini kontrol
etmesine ve mülayimleşmesine faydası olacaktır işaallah. Esmalar sırlı bir
hazinedir,edebince istifade etmek hayrımızadır. Ya Kerim, bizlere bildiğimiz ve
bilemediğimiz nice nimetleri ikram eyle... Ya Mucib,tüm anaların hayır dualarını
kabul eyle... Ya Hafiz,ümmeti Muhammedin evladını tüm kötülüklerden muhafaza
buyur... Amin.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder