Baharı müjdeleyen erguvanların, İstanbullu’yu selamlayan rengârenk lalelerin coştuğu mevsimde bu yıl bambaşka bir heyecan yaşandı Yeditepe’de. Son otuz yıldır çağdaş sanatlar çerçevesinde ve kapalı ortamlarda yapılmakta olan İstanbul Bienali, bu kez merkeze oturttuğu geleneksel sanatlarımıza kapılarını açarak tarihî şaheserlerden müteşekkil Suriçi'nde bir ilke imza attı.
Bir yıllık titiz bir çalışmanın ardından “Yeditepe Bienali", 600 sanatçının 3000 civarındaki eserini 21 tarihî mekanda sergileyerek hakikaten büyük ve anlamlı bir hizmette bulunmuş oldu. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde Fatih belediyesi ve Klasik Türk Sanatları Vakfı işbirliğiyle hüsn-i hat, tezhip, ebru, minyatür, çini, kalemişi, seramik, kat'ı gibi geleneksel sanatlarımıza ait binlerce kıymetli eser yarımadanın han, hamam, külliye, kütüphane, gar, saray ve medreselerini süsledi. Hem içerik hem de sunum açısından dünyada da bir ilk sayılabilecek mahiyetteki bu çalışma 31 Mart-15 Mayıs tarihleri arasında 45 gün boyunca yerli ve yabancı turistlerin, üniversite gençliğinin, okulların, sanatseverlerin hatta bilmeden yolu buraya düşenlerin merakını ve hayretini uyandırdı.
“Bienal Yeditepe” kapsamındaki bu gayretler sanatımızın irfani boyutunu ve sanatkârlarımızın gönül dünyasını aktarabilmek adına çok önemli bir adımdı. Medeniyetimizin güzellikleriyle yoğrulan insan, yaşadığı çevreyi iyi ve faydalı olacak şekilde mamur etmek ister. Ardından bir iz bırakmak üzere kendisine bahşedilmiş hüner ve imkanlarını canla başla bu yolda seferber eder. İçinde büyüttüğü güzelliklerin ruhundan taşarak dışa vurmasıyla üretken birer sanatkâra dönüşür. Ve ne zaman ki aşkla marifet buluşur o vakit mana surete bürünür yani sanat olur. İşte Yeditepe Bienali yaşanabilir bir dünyayı elleri ve hünerleriyle güzelleştirmeye çalışan zevk sahibi ustaların eserlerini sergileyerek bu derin manaları nice gönüllere taşımış oldu.
Sanatı, paylaşmanın ve hayata katılmanın bir aracı olarak gören ustaların kişisel sergileri, talebeleriyle birlikte ortaya çıkardıkları göz nuru eserlerin yer aldığı karma sergiler, nadide örneklerin yıllar içerisinde biriktirilmesiyle oluşan koleksiyoner sergiler ziyaretçilerin büyük ilgisine mazhar oldu. Sanatçı ile sanatseverin birbirleriyle tanışmasına ve meraklısının da bir eserin icra aşamalarına tanıklık etmesine imkan veren ‘atölye çalışmaları’ ile ‘canlı performanslar' bu bienalin en “canlı" bölümlerindendi. Böylesine zengin, renkli ve nitelikli eserlerle belki de ilk defa karşılaşan insanımız hem klasik sanatlarımıza dair bilgiler edinmiş hem de medeniyetimizin estetik zevkiyle buluşmuş oldu.
Geleneksel sanatlarımızı geçmişiyle sırtlayıp gelecekteki geleneği oluşturmak için azamî gayret sarfeden değerli ustalarımıza ve titizlikle yetiştirdikleri talebelerine verimli, hayırlı ömürler diler; bu sanatları teşvik ve himaye eden büyüklerimize teşekkür ederiz.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder