21 Eylül 2017 Perşembe

Ben büyük bir sanatçı değilim. Bir şeyleri değiştiremem ya da çığır açamam, insanlara ilham olamam. 

Büyük bir aktivist de değilim, toplumsal olaylara yön veremem, kötülere gününü gösteremem, zayıfları kurtaramam. 

Büyük bir bilim adamı da değilim, insanlık tarihinde dönüm noktası olacak icatlar yapamam, aletler geliştiremem, kansere çare bulamam. 

Normal bir hayat yaşayan normal bir insanım. Normal şekilde uyanıp normal bir kahvaltı eder, çocuklarımı okula eşimi işe yollayıp sade kahvemi içer, normal ev işleriyle uğraşır, normal haber sitelerini okur, normal alışverişlerimi yapar, normal ziyaretlerde bulunur ya da misafir ağırlarım. Her gün, “bugün bir şeyleri değiştirmeliyim” diye düşünür, ama her akşam günü sabah bulduğum gibi bırakırım. Kitap okur, film izler, sanatsal faaliyetleri takip ederim, ama bunlar dünyayı değiştirmez. “Yazmalıyım” diye düşünür, ama sonra Marquez’i okur ve asla ondan iyi bir cümle yazamayacağımı bildiğimden klavyemi saygıyla kenara koyarım.

“Bir şeyi değiştirebilseydim, bu ne olurdu” diye her gün kendime sorarım, cevabını hep bilirim: “insanları insan yapardım.” Her gün her yerde karşılaştığım gelişimini tamamlayamamış insansıları geliştirip insan haline getirebilmek isterdim. Bunu herkesi omuzundan tutup sarsarak ve suratına bağırarak yapamıyorsunuz, doğru davranabilmek için içeriden dışarıya doğru bir salınım olması gerekiyor, bunu sağlamak için de dışarıdan içeriye bu davranış formatının beslenmesi gerekiyor önce. Demek ki eğitim lazımdır. Bu yüzden çocuklarımın iyi ve doğru bir eğitim almasını sağlamaya çalışır, bencil değil toplumcul davranışlar sergiledikleri zamanlarda tuttuğum nefeslerimi dışarı salarım. Kendim sanki çok da iyi davranıyormuşum gibi oldu değil mi, esasen öyle değil tabi ki. Sadece her an bilinçli davranmaya, fevri hareket etmemeye, ölçüp tartmaya çalışırım. Şimdiye kadar boş geçmesine müsade ettiğim şahsıma yönlendirilmiş hiçbir haksızlığın bana zarar olarak geri döndüğünü görmedim çok şükür. Demek ki cevabı şaaak diye yapıştırmasak da oluyor, o halde gerginliğe ne gerek var. İşte bunu sürekli hatırlamaya çalışırım, hatırlayamadığım zamanlarda üzülürüm. İçli dışlı olmasam da insanlara sıcak davranmaya, güler yüz göstermeye gayret ederim, bunun kimseye zararı olmaz.

İşte bunlar hep normal şeyler. Normal, basit, içgüdüsel, insansal, standart özellikler. Bunlar hakkında düşünüyorum, çünkü normal bir gün içinde bu standartları kaybedebileceğim onlarca şey oluyor, onlarca kez standart altına düşüyorum, zira sadece trafikte bile az gelişmişlikten bunalıp tersine bir ruhsal evrimle birbirini parçalayan aç etçillere dönüyoruz. İnsani içgüdülerimizin tersine hareket ederek kendimizi ve başkalarını yaralıyoruz.

Sanıyorum bu yüzden, normal üstü biri olmak isterdim. İnsan standardını korumak için. Güzel cümleler yazabilmek, güzel filmler çekebilmek, güzel okullar açabilmek, güzel şarkılar söyleyebilmek isterdim.

Şimdi ise normal hayatıma devam etmem gerekiyor, daha akşam yemeği hazırlığı yapılacak, günlük işler görülecek, herhalde bir dışarı da çıkmak lazım. Önce kahve içsem daha iyi olacak...   



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder