15 Mart 2012 Perşembe

Merhaba,

Atıklarını ayrıştıranlara, yazın pet şişede su içmek yerine matara, suluk kullananlara, bir hediyeyi kat kat paketlemeyenlere, kağıtları önlü arkalı kullananlara, çöplerinin miktarını sorgulayanlara, dünyanın nereye gittiğiyle ilgilenenlere...


Bakın Hayyam ne demiş:


Yarım somunun var mı?Bir ufak da evin?
Kimselerin kulu kölesi değil misin?
Kimsenin sırtından geçindiğinden de yok ya?
Keyfine bak en hoş dünyası olan sensin...

"En hoş dünya"mızı kurmak/kurtarmak için akşam ailece bir arada olduğumuzda eşimizle çocuklarımızla, sıcacık çay sohbetlerimizde dostlarımızla, işyerimizde mesai arkadaşlarımızla ülkemizi, dünyamızı güzelleştirmenin yollarını arasak! Mahallemize, çevremize sahip çıkmayı, eşyalarımızı uzun ömürlü kullanmayı, çöplerimizi azaltmayı, yanlışa direnmeyi konuşsak! Hangi adımları atacağımızı belirlesek ve kolları sıvasak ne güzel olur. Kısa mesafelere yürüsek, toplu taşımacılığı kullansak, evlerimizi plastik çiçeklerle doldurmak yerine açelyalar, menekşeler yetiştirsek, misafirlerimize dört katlı peçeteler yerine daha incelerinden kullansak, bir adresi koca bir kağıt yerine bir takvim yaprağına yazıversek...

Bu çabamızda yöneticilerimiz, mimarlarımız, öğretmenlerimiz de yol gösterse. Yanlışları, uygulamadaki hataları, eksiklikleri, aldatıldığımız noktaları çekinmeden anlatsalar bizlere.

Bir bilgisayar mühendisinin yazıcısı bozulur, yetkilileri her aradığında 'yeni bir yazıcı almanız size daha uygun fiyata gelir' cevabını alır. Yazıcı 18 bin adet bastığında kendiliğinden duracaktır çünkü üretici böyle programlamıştır. Bunu farkeden kullanıcı bir yazılımla çipi sıfırlamayı başarır ve yazıcı çalışır. İşte bu eskime ve tamirinin yenisini almaktan pahalıya gelmesi olayına 'planlı eskime' adı verilir. Yaklaşık 50 yıldır tüm ürünlerde uygulanmaktadır. Bu yüzden annelerimiz kullandığı emektar çamaşır makinası bizim son teknoloji ürünü akıllı makinalarımızdan daha sağlamdır. Bu yüzden son derece havalı cep telefonlarımızın yedek pilleri bile üretilmemektedir. Çünkü sadece tüketmemiz ve hep tüketmemiz isteniyor dev çarkların dönmesi için. Dünya bitene kadar tüketmemiz gerekiyor.

Çok şükür ki aramızda ülkesini, geleceği düşünen, doğru işler yapmaya çalışan çeşitli mesleklerden temiz insanlar da var. Öngörülü davranıp yenilenebilir enerji alanında atılımlar yapan, geri dönüşüm tesisleri kuran iş adamlarımızdan ikisiyle kendi alanlarında mülakat yaptık. Buyrun hemen başlayalım, ilk olarak yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili mülakatımız:

-Yenilenebilir enerji nedir?

-Herhangibir yakıt kullanmadan enerji üretmek demektir. Mesela güneşi enerji üretmek için kaynak olarak kullanmaktır. Barajların yenilenebilir enerji olup olmadığı tartışmalıdır bu bakımdan, kullanılan su akıp gider, ancak geriden gelen suyla üretim devam eder, bu durumda yağmurun yağması ve akarsuyun beslenmesiyle enerji kaynağı yenilenmektedir diyebiliriz. Ayrıca, enerji üretilirken geriye atık kalmaz, doğaya herhangibir zarar verilmez.

-Yenilenebilir enerji kaynakları nelerdir?
-Güneş, rüzgar, jeotermal kaynaklar, okyanuslardaki dalgalar, hidrojen dönüşümü, vb, hiç tükenmeyecek olan, ekosistemin kendisinden mamul ve mevcut kaynaklardır. Kullanmakla bitmez yani, adından belli olduğu üzere, sürekli yenilenir.

-Jeotermal kaynak nedir?

-Yerkürenin iç ısısını enerji üretmek için kullanmaktır. Yani suyu ısıtmak için mağma ısısından faydalanılır, ısınan su hem iç mekan ısıtmasında hem de elektrik üretmekte kullanılır. Ev ve sera ısıtmakta, balık çiftliklerinde, elektrik üretiminde, soğuk hava depolarında, endüstriyel uygulamalarda bu yoldan faydalanılmaktadır.

-Jeotermal kaynaklardan faydalanma şartları nelerdir?

-Ancak jeotermal özelliği olan bir bölgede enerji üretim tesisi kurulabilir. Jeotermal özellik kısaca yer altından gelen ısıya yüzeye en yakın mesafede ulaşılabilen noktalarda mevcuttur, mesela yerin bin metre altında kullanılabilir jeotermal ısıya ulaşılabiliyorsa o bölge jeotermal kaynak açısından uygun bir bölgedir.

-Hidrojen dönüşümü nedir?

-Hidrojenle oksijenin birleşmesinden su oluşur, bu oluşum esnasında belli bir enerji açığa çıkar. Bu enerji doğrudan elektrik enerjisidir, direk olarak “hidrojen pili” olarak kullanılır. Ortamda mevcut olan hidrojen ve oksijenden faydalanılır, elde edilen su doğaya salınır. Bu su temiz olduğundan atık değildir.

-Yenilenebilir enerji kaynaklarını fosil kaynakların kullanıldığı her alanda kullanabilir miyiz?

-Kullanabiliriz. Mesela petrol yerine hidrojen piliyle çalışan araçlar mevcuttur. Bahsettiğimiz gibi elektrik üretiminde zaten kullanılmaktadır. Uygun alanlarda ısınma tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarıyla sağlanmaktadır. Tek dezavantaj sürekliliğini sağlamak konusunda yaşanan sıkıntılardır. Mesela güneş enerjisi sürekli değil, rüzgar sürekli değil, jeotermal açıdan uygun bölgeler her yerde mevcut değil, bir de depolanması söz konusu olamıyor malesef. Bu bakımdan yenilenebilir enerji şu anda kullanılması mümkün olan yerlerde fosil yakıtın bir alternatifi olarak görülmektedir, fakat yüzde yüz yenilenebilir enerjiye geçiş henüz malesef mümkün değil.

-Daha küçük çapta, günlük olarak, evlerimizde uygulayabileceğimiz yenilenebilir enerji kullanım ya da dönüşüm yöntemleri var mı?

-En kolay uygulama çatıya güneş panelleri koymak tabi. Bunun dışında, bildiğimiz anlamda enerji üretimi evlerde küçük çapta yapılabilen bir şey olmadığından, şunu sürekli hatırda tutmakta fayda var: en iyi enerji üretim şekli mevcut enerjiyi israf etmemektir. Zaten yenilenebilir enerji bu kavram üzere bina edilen bir uygulamadır, yani kişisel değil de gezegensel boyutta enerji tasarrufundan bahsettiğimizi söyleyebiliriz.

-Teşekkürler, iyi çalışmalar.

-Rica ederim, hayırlı günler.

Hem miktarı sınırlı olan, doğaya atık olarak geri dönen, her türlü çevre kirliliğine, hatta savaşlara sebep olan, hem de çok pahalı olan fosil atıklara her bakımdan alternatif olan yenilenebilir enerji konusunda uyanık olmamız, elimizden gelen yerde desteklememiz gerekiyor. Bunun yanında, geri dönüşümü de hayatımıza yerleştirmemiz gerekiyor artık. Çocuklarımıza da çöpleri ayrıştırıp dönüştürmenin önemini aşılamamız son derece önemli. Bu konuda da yetkili şirketlerden birinin yöneticisiyle görüştük, buyrun kısaca geri dönüşüm konusunu da bir bilenden öğrenelim:

-Merhaba, kısaca geri dönüşümün tanımını alabilir miyiz acaba?

-Tabi, geri dönüşüm yeniden değerlendirme imkanı olan atıkların çeşitli fiziksel ve/veya kimyasal işlemlerden geçirilerek ikincil hammaddeye dönüştürülerek tekrar üretim sürecine dahil edilmesine denir.

-Geri dönüşüm süreci nasıl işler?

-Geri dönüşüm atığın kaynağında başlar. Geri dönüştürülebilen atık diğer atıklarla karıştırıldığında yeniden üretilen hammadde düşük kaliteli olmakta malesef. Bu yüzden en önemli aşama ilk aşama, yani çöpü baştan ayrıştırma aşamasıdır. Bundan sonrası dönüşüm tesisinde takip eden aşamalardır.

-Hangi malzemeler dönüştürülebilir?

-Demir, çelik, bakır, alüminyum, kurşun, pil, kağıt, plastik, kauçuk, cam, motor yağları, atık yağ, akü, araç lastikeri, beton, röntgen filmleri, elektronik atıklar, organik atıklar... yani neredeyse tüm çöpler dönüştürülebilir.

-Dönüşümden elde edilen kazancı rakamlarla ifade edebilir misiniz?

-Mesela 1 ton plastiğin dönüştürülmesi sonucu 14.000 kw enerji elde edilir, bu da yılda 4 milyon kw enerji tasarrufu demektir. 1 ton camın dönüştürülmesiyle 100 lt benzin tasarrufu sağlanır, yani burada ülke genelinde yıllık 30 milyon litre benzin tasarrufundan bahsediyoruz. 1 ton metal atık 1300 kg hammadde tasarrufu sağlar. 1 ton kullanılmış kağıt dönüştürüldüğünde 85 metrekare ormanlık alan korunur, bu da yılda 40 bin hektar orman demektir.

-Bunlar çok çarpıcı rakamlar, unutmasak iyi olur. Peki dönüştürülemeyen çöpler ne yapılır?

-Dönüştüremediğimiz atıkları üzenli depolama dediğimiz bir sistemle yer altına gömüyoruz, tabiri caiz ise. Bunu yaparken sızıntı sularını ve depo gazını doğaya salmayacak bir tasarım kullanıyoruz, yani düzenli depolamayı çöplerin yığın halinde biriktirildiği alanlarla karıştırmamak lazım. Bu düzenli depolama alanlarımızın üstü de yeşil alan olarak değerlendiriliyor.

-Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederiz, iyi çalışmalar.

-Teşekkürler.

Gördüğümüz gibi, bu iki kısa görüşmeden bile israf yapmamaya özen göstermenin, çöplerimizi basitçe ayrıştırmanın, çok basit günlük yöntemlerle doğaya azıcık daha saygılı davranmanın ne kadar kolay ve önemli olduğu anlaşılıyor. Bilinçi olalım, çocuklarımız da bilinçli olsun, gezegenimize sahip çıkalım. Hiç zor değil. Henüz geç de değil; ama geç olmasını beklememek lazım.

Selametle kalınız...

.....................................................

Hatice Abla Köşesi

Bu ay Hatice Abla'nın çabuk turşu tarifini yazacaktık ama, Cafe Fernando'da gördüğümüz bu fantastik ekmek tarifini atlayamadık. Geçen aydan devam mahiyetinde şurada bulabileceğiniz ekmek tarifi kesinlikle denemeye değer. Ne kadar emekli, ne kadar zormuş ekmek yapmak meğer! Şimdi çok daha zor geliyor atılan ekmekleri görmek. Sadece ekmek için sarfedilen çabayı tecrübe etmek, ekmeğin kıymetini anlamak için bile denemek lazım, bir kez de olsa ekmek yapmak lazım. Tüketim dünyasında geldiğimiz yeri göstermek için ekmeğin hikayesi yeter de artar, görmek isteyen gözlere. Israf olmasın, afiyet olsun!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder