Merhaba,
Kendisine su ikram edene 'su gibi aziz ol' diye mukabele edenlere, bir bardak suda fırtına koparmayanlara, suyu bulandırmayanlara, damlatan çeşmeyi yaptırarak günde on kova suyu kurtaranlara, arabasını hortumla değil de ıslak bezlerle temizleyenlere, Afrika'da su kuyusu açanlara, yazın sokak hayvanların kaplarına su doldurmayı ihmal etmeyenlere merhaba...
Su hayattır,
Su nimettir,
Su nimettir,
Su şifadır...
Büyük medeniyetler hep toprağın suya doyduğu yerlerde kurulmuştur. Su daima bir çekim merkezi olmuştur. Bereketin, canlılığın, hareketin, hayatın işaretidir.
Ecdadımız çeşmeler yaptırmıştır içenlerin hayır duasını almak için..
Beş buçuk asır önce ... Sultan 2. Bayezid akıl ve ruh hastaları için Edirnede bir Darüşşifa yaptırır. Bu güzelim yerde su sesi ve müzik sesiyle gönüller ve ruhlar ferahlar, şifa bulur...

Bilenler bilir, bilmeyenler de öğrensin, hatırladıkça tüylerimizi ürperten bir susuzluk dönemi vardır İstanbul'un. Musluklardan o iç karartıcı “tıssss” sesi gelmediği zamanlarda da çamur akardı, evde küvet kova leğen şişe ne varsa nadiren akan “temiz” suyla doldurulur, o da son derece idareli tüketilir, yemeğe içmeye zaten kullanılamazdı. Herkes elindeki imkanlar doğrultusunda şişeleri toplar içme suyu kaynaklarından su almaya giderdi. İstanbul koca bir köy gibiydi. Biz çocuktuk o zaman, susuzluğun tasası anne-babalarımızındı. Şimdi arada sırada su kesilip de bir anlığına o günleri hatırlayınca, o karartı şöyle bir geçiveriyor yine üzerimizden, değil mi? Çünkü şimdi biliyoruz ki sadece altyapı ya da yönetim sorunlarından değil, çok daha ciddi sebeplerden kaynaklanan bir susuzluk tehlikesiyle karşı karşıyayız. Biliyoruz, değil mi?

Suyun israfı muhtemelen en aptalca israftır insan için, intihar etmenin şakağa silah dayamaktan azıcık daha dolaylı ve daha ezalı bir yolu çünkü. Anlatmaya gerek var mı? Su olmazsa biz de yokuz, başka hiçbir canlı da yok, bu kadar basit. Bu konuda yapmamız gereken belli: suya ve dünyanın yaratılış icabı kusursuz işleyen su devirdaim düzenine saygı duymak, uyum sağlamak. Beş-on dakikalık bir internet turu su tüketim vehametinin boyutlarını görmek için yeter de artar malumat sağlıyor. Biz de bir tur attık, çok kısa değinelim. Öncelikle bakalım ne için ne kadar su gerekiyor:
“1 kg pirincin yetişmesi için 2.000 ile 5.000 litre arasında su gerekmektedir. 1 kg buğdayın yetişmesi için 1.000 litre su, hayvanlarda 1 litre süt üretilmesi için 2.000 ile 4.000 litre, 1 kg şeker için 3.000 litre, 1 kg kahve için 20.000 litre su gerektiği ortaya çıkarılmıştır. Yediğimiz bir hamburgerin içindeki besinler (et, un, salça, peynir vs.) için gerekli su miktarının ise 11.000 litre, bir çay kaşığı şeker için 50 bardak, içtiğimiz 1 fincan kahve için tam 1.120 bardak, giydiğimiz bir penye tişörtün pamuğunu yetiştirmek için 7.000 litre su gerektiği dikkate alınırsa bilhassa insanın fıtrî olmayan, lüks denebilecek tüketim alışkanlıkları uğruna ne büyük su israfında bulunduğu daha iyi anlaşılmaktadır.
4 adet otomobil lastiği üretimi için 7 bin 500 ton, bir otomobil üretmek için 150 ton, bir ton çelik üretmek için 240 ton, bir adet fıçı bira elde etmek için 5 bin 600 litre, bir kutu meyve ya da sebze konservesi elde etmek için 35 litre, bir kilogram kumaş için (baskılı boya yapılıyorsa) 200 litre, bir satranç tahtası üretmek için 16 litre, bir varil ham petrolü rafine etmek için 7 ton su kullanılıyor. Ev ve bireye göre su tüketiminde ise banyo ve mutfakta yapılan tüketim ilk sırayı alıyor. Bir insanın günlük su tüketimi 190 litreyi bulurken, bir evin yıllık su tüketimi 400 bin litre olarak hesap ediliyor. Bir evin günlük su tüketimi dağılımı ise şöyle: Banyo için 60-115 lt, bulaşık için (makine kullanımı halinde) 110 lt, elle bulaşık yıkama 75 lt, çamaşır makinesi 110 lt, tuvalet 26 lt, diş fırçalama 4 lt, içme suyu 4-8 lt.” (http://suyuisrafetme.blogspot.com)
Bilhassa ilk paragrafta bahsedilen tarım ürünlerini sulamakta kullanılan suyun büyük kısmı malesef yer üstü sularını besleyen yer altı sularından çekiliyor, bu da dünyanın su dengesini geri dönülmez şekilde bozuyor. Tuz Gölü havzasının ıslahı yolunda adımlar atmak için son on yıl içindeyiz, mesela, ondan sonra havzayı geri döndürmek nerdeyse imkansız hale gelecek. Orta Asya'daki koca Aral Gölü bu yüzden kurudu gitti. Aral Gölü'nün yerini ne tutacak şimdi? Ülkemizde Amik, Kestel, Burdur, Meke, Samsa, Ladik, Manyas, Yedigöller'e ne oldu dersiniz? Yanlış sulama, tarım arazisi açma, atıkların boşaltılması sebebiyle ya kurudular yada can çekişiyorlar. Beraberinde balıklar, kuşlar da yitip gitmekte. (Fotoğraf Aral Gölü'nün son hali...)
Üzerinde yaşadığımız gezegene ettiğimiz eziyetin haddi hesabı yok, dünya kadar istatistik hesap kitap konulabilir ortaya. Ama halen atılan ciddi, küresel, işe yarayacak bir adım yok malesef. Toksik olsun olmasın bütün fabrika atıkları nehirlere denizlere, kanalizasyonlar denizlere, çöp denizlere, barajlar HESler nehirlere, göller en iyi ihtimalle sulamaya... Ne kadar dayanacak Dünya buna? Üretiminde çok su kullanan, sanayi atıkları oluşturan fabrikalara mutlaka müeyyideler konulmalı. Kendi karı için suyu, ağacı, toprağı hiçe sayanların cezaları ağır olmalı ki bir daha dikkatli olmalı.
Yapılması gereken çok köklü değişiklikler var, fakat bizim de kendi çapımızda yapabileceğimiz günlük ufak tefek yöntemler de var. Bir kişinin israf etmediği su bir yılda muazzam bir miktar olarak geri dönüyor. Peygamber Efendimiz (sav) dere kenarında abdest alırken dahi suyun israf edilmesini yasaklıyor. Bu bile ne kadar hassasiyet göstermemiz gerektiği konusunda yeterli bir örnek ve ölçü. Çok basit, hiç çaba sarfetmeden yapabileceğimiz etkili israf önleme yöntemlerinden bazıları; diş fıçalarken tıraş olurken musluğu kapatmak, sifonun su haznesine içi dolu bir şişe su koymak, küvet doldurmadan sadece kısa bir duş yapmak, sıcaklık ayarını koruyan açma-kapama kollarından kullanmak (sıcaklık ayarlamak için dakikalarca su akıtmak zorunda kalmazsınız ve sabunlanırken suyu kapatabilirsiniz), yeni tasarruflu model bir duş başlığı kullanmak (iki kişilik bir evde yılda 38 ton civarı su tasarrufu sağlıyor desek?), damlayan muslukları onarmak, bahçemiz varsa çok su isteyen bitkileri bir araya ekmek, arabayı sünger ve kovayla yıkamak, balkonu cam ya da yer sildiğiniz suyla yıkamak, (kullanıyorsanız) kurutma makinesinden çıkan suyla çiçekleri sulamak ya da temizlik yapmak, ellerimizi sabunlarken suyu kapatmak... Bütün bunları yaparken titizlerin ve savurganların hayıflanmalrına kulak tıkayacaksınız. Hayal gücünüzü kullanın, kendi günlük alışkanlıklarınıza göre bir çok tasarruf yolu geliştirebilirsiniz. En önemlisi çocuklarımızı israfsız su kullanmaya alıştırmak ve suyun ne kadar önemli olduğunu onlara anlatmak, çevre bilinci ve saygısını aşılamak.
Artık görünen köy de değil dünya için su sıkıntısı, içinde yaşadığımız köy bu. Yokluk ve savaş yıllarında yaşadığı ve sıkıntının gerçek halini gördüğü için hala çorabının altına yama yapıp bir kaç ay daha giyen ninelerimizi daha yakından izlememiz gerektiğini düşünüyoruz. Iyice çığrından çıkmış tüketim toplumu için israf çok kolay, dünya zaten akıl almaz bir hızla olması gereken maddi ve manevi eksenlerden savrulup uzaklaşmaya devam ediyor, bu çılgın gidişat içinde aklını başında tutmak isteyenlerin her bakımdan bilinçli bir yeni nesil yetiştirme gayreti içinde olması gerek. Suya saygı hayata saygı demek, diyebiliriz ki arzu ettiğimiz bilincin ilk adımı budur. Dolayısıyla önce kendi davranışlarımızla, sonra da sürekli anlatıp öğretip çeşitli kaynaklarla beslemek suretiyle çocuklarımıza sadece su da değil, her alanda israfsız tüketimi aşılamak mecburiyetindeyiz. Gelecek nesillerin üzerimizdeki hakkıdır bu.
Bir müjde: Türkiye, Somali'de söz verdiği 30 su kuyusundan birini birkaç gün önce açtı.
Su gibi temiz
Su gibi mütevazi
Su gibi aziz olmak temennisiyle...
************************
Hatice Abla Köşesi
Dolma için patlıcan, patates, kabak oyduğunuzda bunları atmıyorsunuz değil mi? Hemen soğanları, sarmısağı biber salçasıyla kavuruyoruz. Ayırdığımız iç malzemeleri, kıyılmış maydonozlarla ilave edip, az sulu ve hafif baharatlı bir yemek pişiriyoruz. Afiyet olsun...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder